Yalan, gerçeğin üzerine giydirilmiş eğreti bir elbisedir; rüzgar biraz sert estiğinde ruhu çıplak bırakır.

Diline yalanı dolayan, kalbindeki gerçeği her gün biraz daha boğarak öldürür.

Yalan bir kumdan kaledir; yükseldikçe gurur verir ama ilk güven dalgasında yerle bir olur.

Doğruyu söylemek bir yolculuktur, yalan söylemek ise o yolun sonundaki uçurumdur.

Yalanın gölgesi büyüktür ama güneş tepeye çıktığında sığınacak bir yer bırakmaz.

Kendi yalanına inanan insan, kendi inşa ettiği hapishanenin gardiyanı olmuştur.

Gerçek bir kor gibi yaksa da iyileştirir; yalan ise pamuk gibi yumuşaktır ama içten içe çürütür.

Yalan söylemek, başkasını kandırmak değil, kendi onurundan her gün bir parça eksiltmektir.

Sözün içine yalan karıştığında, sütün içine düşen mürekkep gibi tüm saflığı kirletir.

Yalanla kurulan her köprü, üzerinden geçen ilk dürüstlükte çökmeye mahkumdur.

Gözlerin gördüğünü dil inkar ediyorsa, orada ruh çoktan sessizliğe gömülmüştür.

Yalan, gerçeğin taklididir ama hiçbir taklit aslındaki o huzurlu derinliği veremez.

Dürüstlüğün yorduğu kalp, yalanın dinlendirdiği vicdandan çok daha hafif uyur.

Yalan bir borçtur; vadesi dolduğunda faizini güveninle ödersin.

Gerçek bazen çıplaktır ve üşütür, yalan ise süslüdür ama asla ısıtmaz.

Bir yalanı saklamak için bin doğruyu feda eden, elinde koca bir hiçle kalakalır.

Dudaklardan dökülen yalan, kalbin aynasındaki o berrak görüntüyü sonsuza dek bulandırır.

Yalan, zekanın bir oyunu gibi görünse de aslında karakterin en büyük yenilgisidir.

Gerçeğin sesini kısmak için söylenen her yalan, vicdanın gürültüsünü biraz daha artırır.

Yalanla kazanılan her zafer, aslında dürüstlüğe karşı alınmış en büyük mağlubiyettir.

İnsan yalanı başkasına söyler ama yükünü her zaman kendi omuzlarında taşır.

Yalan bir maske gibidir; takan kişiyi korur gibi görünür ama aslında kimliğini yok eder.

Doğru sözün kanatları vardır, yalanın ise sadece kaçacak delikleri.

Yalanın ömrü güneş batana kadardır, gerçeğin ışığı ise karanlıkta bile yol gösterir.

Kelime ormanında yalanı rehber seçen, kendi kalbinin yolunu bir daha bulamaz.

Yalan, güvenin üzerine dökülen bir asittir; en sağlam bağları bile sessizce eritir.

Gerçek bir fırtınadır, ortalığı dağıtır ama yalan sinsi bir nemdir, gizlice çürütür.

Yalanın tatlı zehri, gerçeğin acı ilacından çok daha tehlikelidir.

Birine yalan söylemek, onun sana olan inancını bir kerede idam etmektir.

Yalan söyleyen kişi, gerçeğin yükünden kaçtığını sanırken aslında koca bir dünyanın yükünü sırtlanır.

Gerçek her zaman bir yolunu bulup yüzeye çıkar; yalan ise dibe çöken bir taştır.

Yalanla süslenen bir hayat, temeli olmayan muazzam bir saray gibidir; ilk sarsıntıda toz olur.

Yalanın kısa yolları vardır ama o yolların hiçbiri huzurlu bir menzile çıkmaz.

Dürüstlüğün en büyük düşmanı yalan değil, gerçeğin içine gizlenmiş küçük imalardır.

Yalan, kalbin dikiş yerlerini söker; bir kez söküldü mü bir daha hiçbir yama tutmaz.

Son nefeste yalanın hiçbir hükmü kalmaz; orada sadece gerçeğin o vakur sessizliği konuşur.

Yalanla ilgili laflar, yalanla ilgili sözler


Bu Sözleri Paylaş

0 Yorum