Ruhun kilitli kapıları ancak çile anahtarıyla açılır.
Dünya dediğin bir gölgeliktir, aslolan gölgeyi değil ışığı görmektir.
Zamanı koklayan adam için her saniye bir mahşer provasıdır.
Kaldırımlar dili olmayan şahitler gibi adımlarımızı sayar.
Gözyaşı kalbin kirini yıkayan en berrak pınardır.
Sonsuzluk kervanına katılmayan her yolcu menzile hasret kalır.
İnanç bir kale gibidir; içinde olmayan dışarıdaki fırtınaya mahkumdur.
Aynalar yalan söylemez ama gerçeğin sadece kabuğunu gösterir.
Zekayı edeple süslemedikçe parlayan bir bıçaktan farkı kalmaz.
Hasret çekmeyen gönül, kurumuş bir toprak gibi bereketsizdir.
Dava adamı, cemiyetin içinde yalnız kalmayı göze alabilendir.
Kelime dediğin namustur; onu pazarda değil, gönül sarayında tartmalı.
Göklerdeki müjdeyi duymayan kulak, yeryüzündeki gürültüde boğulur.
Fikir sancısı çekmeyen beyin, sadece bir et parçasından ibarettir.
Aşk, sonsuzun önünde diz çökmek ve benliğini terk etmektir.
Kaderin üstündeki kaderi görmeyen, rastlantıların oyuncağı olur.
Mezar taşı bir son değil, ebediyetin giriş kapısındaki levhadır.
Kibir, kalbi kör eden en karanlık perde ve en ağır yüktür.
Gençlik, bir rüya gibi geçerken uyanık kalabilme sanatıdır.
Güneşin doğuşunu bekleyenler, gecenin karanlığından korkmamalıdır.
Sabır, acıyı bal eyleyip hakikate rıza göstermektir.
Üstada sormuşlar; hayat nedir? Demiş ki; bir anlık uyanış.
Yalnızlık, kalabalıklar içinde Allah ile baş başa kalabilmektir.
Vicdanın sesini kısmaya çalışan, kendi felaketine davetiye çıkarır.
Ölüm, asıl vatana dönmek için giyilen en şık elbisedir.
Yüreğinde dert olmayan adamın, dünyada anlatacak hikayesi yoktur.
Zulme karşı sessiz kalmak, zalimin kılıcını bilemektir.
Hakikat yolunda yürüyen yorulmaz, sadece tazelenir.
Eser dediğin, müellifinin ruhundan kopan bir parça candır.
Ezel ve ebed arasında köprü kuramayan, anın içinde kaybolur.
0 Yorum