Kalıplara sığmayı reddeden, kendi gökyüzünde kendi yıldızlarını arayan ve sessizliğin sesini en gür kelimelerden daha iyi anlayan biriyim.

Hayatı bir varış noktası olarak değil, her anı ilmek ilmek işlenen bir süreç olarak gören, hatalarından rütbe takan bir derviş sabrı.

Güneşe aşık ama karanlığın bilgeliğine de saygı duyan, zıtlıkların uyumunda kendi dengesini bulan bir ruh hali.

Başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaktansa, kendi yarım kalmış hikayemde başrol olmayı seçenlerdenim.

Sözcüklerin gücüne inanan, kelimeleri birer köprü olarak kullanan ve kalpten kalbe giden o gizli patikaları keşfeden biriyim.

Zamanın tozunu üzerinden silkeleyen, anın büyüsüne kapılan ve her sabah hayata yeni bir merakla uyanan bir meraklı.

Görünenden fazlası, anlatılandan başkası; sadece kendi vicdanının mahkemesinde beraat etmeye çalışan bir insan.

Hayatı ciddiye alan ama kendisiyle dalga geçebilecek kadar da özgür olan, ciddiyetin içine neşe katmayı seven bir karakter.

Kırıldığı yerden daha güçlü filizlenen, yaralarını birer harita gibi kullanan ve yönünü her zaman ışığa çeviren bir savaşçı.

Az insan, çok huzur ilkesini benimseyen; kalabalıkların gürültüsünden ziyade, sessizliğin derinliğini tercih eden bir münzevi.

Okuduğu kitapların arasında kaybolan, dinlediği şarkıların ritminde kendini bulan ve sanatı nefes alır gibi yaşayan bir ruh.

Dünya bir pazar yeriyse eğer, ben oraya hiçbir şey satmaya değil, sadece insan biriktirmeye gelmiş bir gözlemciyim.

Kendi değerini başkasının terazisinde tartmayan, içindeki denizi kimsenin fırtınasıyla bulandırmayan bir denge ustası.

Geçmişin yüklerinden arınmış, geleceğin kaygısına yenilmemiş, sadece şu anın mucizesine odaklanmış bir şimdiki zaman yolcusu.

Yıldızlara dokunmak için ellerini uzatan ama ayaklarını topraktan hiç ayırmayan, hayalperest bir gerçekçi.

Soruların cevaplardan daha kıymetli olduğuna inanan, her kapıyı "neden" ve "nasıl" anahtarlarıyla açmaya çalışan bir zihin.

Biriktirdiği tek hazine hatıraları olan, cebinde umut ve heybesinde sevgi taşıyan bir dünya vatandaşı.

Ruhunu klişelerden uzak tutan, her gün biraz daha kendisi olan ve başkalaşmaktan korkmayan bir değişim sevdalısı.

Gökyüzünün mavisine, denizin tuzuna ve toprağın kokusuna sevdalı; doğanın bir parçası olduğunu hiç unutmayan bir canlı.

Sınırları çizgilerle değil, hayalleriyle belirleyen ve o sınırları her gün biraz daha genişleten bir kaşif.

Başkaları gibi olmaya çalışırken kendinden uzaklaşmayan, orijinalliğini korumayı en büyük başarı sayan bir benlik.

Hayatın hırçın dalgalarında sörf yapmayı öğrenmiş, her düşüşte kalkmanın yeni bir yolunu keşfetmiş bir direnç sembolü.

Gülümsemenin en etkili lisan olduğuna inanan ve bu dili her fırsatta akıcı bir şekilde konuşmaya çalışan bir iyimser.

Bilginin peşinde koşan ama bilgeliğin susmakta gizli olduğunu bilen, öğrenci kalmayı en büyük rütbe sayan bir ruh.

Karanlıkta bile kendi ışığını yaratabilen, kimsenin fenerine ihtiyaç duymadan yolunu bulabilen bir irade.

Vicdanını pusula yapmış, adalet duygusunu ekmeğine katık etmiş, onuruyla yürümeyi en büyük zenginlik bilen bir yolcu.

Büyük lafların değil, samimi dokunuşların insanı; sadeliğin içindeki ihtişamı keşfeden bir minimalist.

Herkesin konuştuğu bir dünyada dinlemeyi seçen, duyduklarını kalbinde süzgeçten geçiren sessiz bir bilge adayı.

Hayalleri yere basan ama ruhu göklerde süzülen, imkansızın sadece bir kelime olduğuna inanan bir azim.

Kusurlarını saklamayan, onları karakterinin en özgün detayları olarak gören ve kendini olduğu gibi kucaklayan bir cesaret.

Sevginin emeğe muhtaç olduğunu bilen, dostluğu ince ince işleyen ve sadakati en büyük erdem sayan bir yürek.

Kendi içindeki labirentte yolunu kaybetmekten korkmayan, aksine o labirentin her köşesini merakla gezen bir ruh.

Modası hiç geçmeyecek olan tek şeyin nezaket olduğunu savunan ve bu mirası üzerinde taşıyan bir beyefendi/hanımefendi ruhu.

Dünya için küçük ama kendisi için devasa adımlar atan, kendi devrimini kendi içinde başlatan bir birey.

Hayatın getirdiği her zorluğu, ruhunu törpülemek için bir fırsat olarak gören ve her zorluktan parlayarak çıkan bir elmas.

Bilinmeyene karşı duyulan o tatlı ürperişi seven, konfor alanından çıkmayı en büyük macera sayan bir gezgin.

Anlatılacak çok şeyi olan ama sadece anlayabilecek olanlara konuşan, seçici bir kelime sarrafı.

Göz yaşını da kahkahasını da aynı samimiyetle karşılayan, hayatın her tonunu layığıyla yaşayan bir insan.

Son nefesine kadar keşfetmeye, sevmeye ve insan kalmaya söz vermiş, kendi hikayesinin ebedi yolcusu.

Biyografi lafları biyografi sözleri


Bu Sözleri Paylaş

0 Yorum