Ramazan, ruhun bedene karşı kazandığı en zarif zaferin mevsimidir.
Midenin sessizliği, kalbin en gür sesle konuşmaya başladığı andır.
Sahur, gecenin sessizliğinde ilahi bir davete uyanmanın adıdır.
İftar, sadece açlığın son bulması değil; sabrın şükürle kucaklaşmasıdır.
Bu ay, kalbin pasını silmek için gökyüzünden inen gümüş bir parıltıdır.
Oruç, sadece ekmeğe değil; nefsin bitmek bilmeyen arzularına vurulan bir mühürdür.
Ramazan, insanın kendi iç dünyasındaki ıssız yolları dua ile aydınlatmasıdır.
Gerçek oruç, dile yalanı, göze haramı, kalbe kini yasaklamaktır.
Huzur, bir tas çorbanın kokusundan önce, paylaşılan sofranın bereketinde gizlidir.
Bu ayda gökyüzü yeryüzüne yaklaşır, dualar ise arşın kapısını sessizce aralar.
Ramazan, ruhun bir yıl boyunca biriktirdiği tozları temizleyen manevi bir fırtınadır.
Sahurda içilen bir yudum su, inancın serinliğini damarlarda hissetmektir.
Oruç, varlığın kibrini açlığın tevazusuyla terbiye etme sanatıdır.
Ramazan sofrası, zenginle fakirin aynı açlıkta eşitlendiği tek meydandır.
Sessizce beklenen iftar vakti, sabrın en güzel nakışıdır.
Ruhun gıdası secdede, bedenin terbiyesi ise sofradan uzak durmaktadır.
Ramazan, kalbin kendi içine yaptığı en uzun ve en nurlu yolculuktur.
Ekmek kokusuyla harmanlanan akşam ezanı, vuslatın en içten nameleridir.
Bu ay, insanın kendine "dur" diyebilme gücünü yeniden keşfetmesidir.
Oruç tutmak, başkasının açlığını mideyle değil, vicdanla hissetmektir.
Ramazan, bir ay süren bir misafirlik değil, bir ömür sürecek bir uyanıştır.
Mahyalar, karanlık geceyi değil; kararmış kalpleri aydınlatmak için yanar.
Sahurun bereketi, tan yerinin ağarmasından önce kalbe düşen huzurdur.
İftar vakti gelen o tatlı yorgunluk, ruhun hafiflediğinin en büyük nişanesidir.
Bu kutlu zaman, insanın kendi içindeki iyiliği yeniden ayağa kaldırmasıdır.
Ramazan, dünya meşgalesine verilen en kutsal ve en huzurlu moladır.
Orucun sessizliği, ruhun Allah ile olan en samimi konuşmasıdır.
Başkasına uzatılan bir kap yemek, aslında kendi ruhunu doyurmaktır.
Ramazan, nefsin zincirlendiği, merhametin ise kanatlandığı bir iklimdir.
Duaların samimiyeti, açlığın verdiği o mahzun duruşta saklıdır.
İftar sofrasındaki ilk lokma, sabrın zafer çığlığıdır.
Ramazan, bir takvim yaprağı değil; kalbin yeniden doğuş hikayesidir.
Oruçlunun sükutu, binlerce boş kelimeden daha derin manalar taşır.
Gönül sofraları kurulmadıkça, iftar sofraları hep eksik kalır.
Ramazan, günahların ateşiyle kavrulan ruhlara serpilen bir ab-ı hayattır.
Hilalin görünmesiyle başlayan bu yolculuk, bayramın sevinciyle kemale erer.
En büyük bayram, Ramazan’ın sonunda arınmış bir kalple gülümseyebilmektir.
0 Yorum