Bizim sustuğumuz yerde adalet başlar, konuştuğumuz yerde ise kıyamet kopar.

Gölgesinde yer bulamadığın ağacın, dalını kırmakla uğraşma; kökünden unutmak asalettendir.

Kuralları biz koymadık ama oyunun sonunu biz belirleriz.

Bazıları yürüyüşüyle nam salar, biz duruşumuzla yeri yerinden oynatırız.

Dostun sahtesi, düşmanın mertliğinden daha tehlikelidir; ben düşmanımın bile kalitelisini seçerim.

Ceketimizi iliklediğimiz yer saygıdandır, boyun eğdiğimizden değil.

Zirveye giden yolda sırtımdan vuranları unutmadım, sadece hepsine dönmek için yukarıya varmayı bekliyorum.

Karakteri eksik olanın, cebindeki fazlalık bizim gözümüzde sadece yük sayılır.

Bize racon kesenlerin, önce kendi terazilerinde tartılmaları gerekir.

Sözümüz senettir, imzamız ise sadece formalite; bizde kelimeler kalpten çıkar, havada asılı kalmaz.

Alttan aldığımız her mesele, karşımızdakinin kalitesine verdiğimiz avanstır; bitince hesabı ağır olur.

Biz kimseye eyvallah demedik, diyene de yolun açık olsun dedik.

Masada yeri olmayanın, mevzuda sözü geçmez.

Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı ve gördüğü ihaneti asla unutmaz.

Efendiliğimiz korkaklık sanılmasın, fırtına kopmadan önce deniz her zaman sakindir.

Bize yapılan yanlışı not etmeyiz, direkt sileriz; silginin izi bile kalmaz.

Gözümüzden düşenlerin üzerine basarak yükselmek, bizim değil küçük insanların işidir.

Asalet doğuştan gelir, sonradan takılan madalyalar karakteri örtmeye yetmez.

Senin kurguladığın hayalleri, biz gerçek hayatta çoktan eskittik.

Ekmek yediği kaba ihanet edenin, bir sonraki durağı ancak kapı önüdür.

Bizim yanımızda yürümek cesaret ister, arkamızdan konuşmak ise sadece korkakların hobisidir.

Duruşumuzda kibir yok ama eğilmeye de niyetimiz yok.

Yalanla kurulan saltanatın, gerçeğin tek bir cümlesiyle yerle bir oluşunu izlemek en büyük zevkimdir.

Herkesin bir fiyatı olabilir ama bizim değerimizi biçecek bir terazi henüz icat edilmedi.

Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyenin, son düğmeyi düzeltme şansı olmaz; bizde yanlışın dönüşü yoktur.

Namımız, yürüdüğümüz yolların uzunluğundan değil, bıraktığımız izlerin derinliğindendir.

Sırtını dağa yaslayan düşer de, sırtını hakka ve dürüstlüğe yaslayan devrilmez.

Kabadayılık dilde değil, bilekte bile değil; her şeyden önce yürektedir.

Bizi yıkmaya gücü yetmeyenlerin, dedikodumuzla avunmalarına izin veriyoruz.

Mevzu bahis onur ise, geri kalan her şey sadece teferruattır.

Bazıları sadece kalabalıkta konuşur, biz ıssız sokaklarda bile kendimize hesap veririz.

Ateşin olduğu yerde kül, bizim olduğumuz yerde ise sadece hüküm kalır.

Düşmanımızı bile kendimiz eğitiriz ki, karşımıza çıktığında bari biraz dişli olsun.

Bu raconun sonu şudur: Kimseyle yarışmıyoruz, çünkü biz zaten kendi kulvarımızda tek başımızayız.

Racon laflar, racon sözler


Bu Sözleri Paylaş

0 Yorum