Toprak, üzerine düşen her canı bir gün çiçek olarak geri verme sözüyle saklar.

Beden yorulur, ruh ise ait olduğu sonsuz sessizliğe giden yolu zaten ezbere bilir.

Ölüm bir son değil, insanın kendi içindeki gürültüden kurtulup sükunete ermesidir.

Hayat, bir kitabın önsözüdür; asıl hikaye noktanın konulduğu yerde başlar.

Zamanın kıyısında durduğumuzda anlarız ki; ölüm, hayatın en dürüst aynasıdır.

Giderken yanımızda götürebildiğimiz tek şey, bıraktığımız sevginin yankısıdır.

Mezar taşları, yaşayanların unuttuğu isimleri gökyüzüne hatırlatan birer not kağıdıdır.

Her nefes, aslında bizi bekleyen o büyük dinginliğe doğru atılan sessiz bir adımdır.

İnsan iki kez ölür; biri kalbi durduğunda, diğeri ise adı son kez anıldığında.

Ölüm, hayatın karmaşasına çekilen en asil ve en kesin çizgidir.

Güneş her akşam batarken aslında bize veda etmeyi öğretir.

Ruh, bu dünyada misafir olduğu bedeni terk ederken sadece yüklerinden kurtulur.

Hatıralar, gidenlerin ardında bıraktığı ve zamanın asla çürütemediği tek mirastır.

Hayat bir telaşın toplamıysa, ölüm o telaşın nihayetinde ulaşılan huzur limanıdır.

Kuşun kanadı kırıldığında değil, gökyüzüne olan borcu bittiğinde yere iner.

Ölümün soğukluğu, sadece yaşayanların içindeki yangını söndürememesindendir.

Toprağın altına girmek, aslında köklerine dönmek isteyen bir tohumun heyecanıdır.

Gözler kapandığında, ruhun gerçek ışığıyla tanışması için perde aralanır.

Dünya bir gurbetse, ölüm sılaya dönmenin diğer adıdır.

Varlık, yokluğun içinde eridiğinde asıl bütünlüğüne kavuşur.

Sesin sustuğu yerde, kalbin bıraktığı izler konuşmaya başlar.

Ölüm bir hırsız değil, zamanın bizden aldığı emanetleri sahibine götüren bir ulaktır.

Batan bir gemi gibi görünse de ruh, aslında derinliğin içindeki sükunete dalmaktadır.

Gölgemiz bile bizi terk ettiğinde, geriye kalan sadece saf hakikattir.

Hayatı anlamlı kılan, onun bir sonunun olduğunu bilmenin verdiği o ince sızıdır.

Her vedanın içinde gizli bir merhaba, her bitişin içinde saklı bir başlangıç vardır.

Ölüm, aynadaki aksimizin aslına kavuşma vaktidir.

Korku, ölümden değil; geride yarım kalmış bir hayat bırakma düşüncesindendir.

Toprak her şeyi kabul eder; öfkeyi, kederi ve en çok da yorgun düşmüş ruhları.

Bir yıldız kaydığında sönmez, sadece başka bir karanlığı aydınlatmaya gider.

Ölüm, kelimelerin bittiği yerde başlayan en uzun ve en derin şiirdir.

Zamanın ötesine geçmek için, zamanın içindeki her şeyi bırakmak gerekir.

Giderken geride kalanlara bir gülümseme bırakmak, ölümsüzlüğün en kısa yoludur.

Beden toprağa emanet edilir, fikirler zihinlere, sevgi ise sonsuzluğa.

Ölüm, hayatın yorgun yolcusuna sunulan en büyük dinlenme hediyesidir.

Her can, kendi hikayesinin son cümlesini yazarken aslında bir destan bitirir.

Dünyanın gürültüsünden sıkılanlar için ölüm, en sadık ve en sessiz dosttur.

Gözyaşı, gidenin arkasından dökülmen bir yas değil, ona duyulan özlemin imzasıdır.

Son nefes, aslında insanın kendine söylediği en büyük ve en gerçek sırdır.

Ölümle barışmak, hayatla olan kavgayı en onurlu şekilde bitirmektir.

Ölümle ilgili laflar, ölümle ilgili sözler


Bu Sözleri Paylaş

0 Yorum