Gerçek dost, ruhunun gürültüsünde bile senin sessizliğini duyabilen kişidir.
Yollar ayrılsa da kalpteki izi değişmeyen tek bağ, hesapsız kurulan dostluklardır.
Dostluk, iki ayrı bedende atan ama birbirinin ritmini hiç şaşırmayan tek bir nabızdır.
Dünya seni yormaya yemin etmişken, dostun omzu en güvenli limanındır.
Karanlık çöktüğünde herkes gölgesini bile kaybederken, dostun ışığı daha parlak yanmaya başlar.
Dost, senin kendine bile söyleyemediğin gerçekleri gözlerinden okuyan bir aynadır.
Araya giren kilometreler değil, araya giren sessizlikler dostluğu bitirir; gerçek dostluk mesafeleri tanımaz.
Bütün dünya seni haklı bulduğunda değil, haksız olduğunda seni doğru yola çeken kişidir gerçek dost.
Dostluk, bir fincan kahvenin buharında dağılan kederlerin en samimi şahididir.
Sırrını emanet ettiğin kişi değil, senin sırrını kendi kalbinde bir mezar gibi taşıyan kişidir dost.
Zaman her şeyi eskitirken, sadece dostluğun rengi yıllandıkça güzelleşir.
Dost, senin yaralarını sarmakla kalmaz, o yaraların neden açıldığını seninle birlikte sorgular.
Ruhun üşüdüğünde seni kelimeleriyle değil, sadece varlığıyla ısıtan biridir dost.
Dostluk, çiçek açması için güneşe değil, sadece güvene ihtiyaç duyan nadir bir bitkidir.
Herkes seni tanıdığı kadar bilir ama dostun seni, senin bile unuttuğun yanlarınla hatırlar.
Bir dosta sahip olmak, hayatın fırtınalarına karşı görünmez bir zırh kuşanmaktır.
Dostun sustuğu yerde başlayan anlam, binlerce sözün anlatamadığı kadar derindir.
Hayatın yükünü paylaşmak, o yükü hafifletmez; sadece taşımayı daha anlamlı kılar.
Dost, düştüğünde seni kaldıran değil, seninle birlikte yere oturup kalkmanı bekleyendir.
Kusurlarını bir hazine gibi saklayan ve seni onlarla seven kişi, ruhunun en saf dostudur.
Dostluk, birbirinin aynısı olmak değil, birbirinin eksiğini tamamlayan bir yapboz parçası olmaktır.
Kalabalıkların içinde duyduğun o garip yalnızlığı, sadece gerçek bir dostun "buradayım" diyen bakışı siler.
Dost dediğin, baharın gelişini müjdeleyen ilk çiçek gibi, en zor kışının ortasında belirendir.
Hesap kitap yapılmayan tek ilişki, bir bardak çayın ve iki kelamın yettiği dostluklardır.
Dostluk, iki insanın birbirine bakması değil, aynı yöne bakıp aynı şeyi hissedebilmesidir.
Sözlerin tükendiği yerde bakışlarla anlaşabilmek, dostluğun en yüksek makamıdır.
Dost, senin başarılarını kendi zaferiymiş gibi alkışlayabilen o koca yürekli insandır.
Dünya bir pazar yeridir, herkes bir şey satar ama dostluk paha biçilemeyen tek mirastır.
Dostluğun olmadığı bir hayat, renklerin çekildiği gri bir tabloya benzer.
Gerçek dost, sen kendine inanmayı bıraktığında senin adına umut beslemeye devam edendir.
Dostluk bir mülkiyet değil, bir özgürlük alanıdır; seni olduğun gibi kabul eden bir sığınaktır.
Fırtınada herkes limana kaçarken, seninle dalgalara karşı kürek çeken kişidir dost.
Dostluk, kalbin en dürüst itirafıdır.
Dostun yanında yüksek sesle düşünebilirsin çünkü o senin eksik cümlelerini bile tamamlar.
İyi bir dost, senin en güzel hatıralarının başrol oyuncusudur.
Dostluk, zamanın yıpratamadığı, ihanetin giremediği o kutsal çemberdir.
Dostun sesi, ruhun en etkili ilacıdır.
Gerçek dostluk, hataları örtmek değil, o hatalardan birlikte ders çıkarabilmektir.
Dost, hayatın tüm gürültüsü içinde senin melodini duyabilen tek orkestradır.
Sadece sevinçte değil, kederin en koyu tonunda bile yan yana durabilenlere dost denir.
0 Yorum